Türkiye’nin sokaklarında artık en çok duyulan ses, geçim derdi. Market raflarındaki fiyat etiketleri her gün değişiyor, maaşlar ise yerinde sayıyor. Ekonomik kriz, sadece rakamlarda değil, insanların mutfağında, cebinde ve yaşamında kendini gösteriyor.
Bir ömür çalışıp ülkesine hizmet eden emekliler bugün en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Aldıkları maaş, kira ve faturaları karşılamaya yetmediği gibi, torunlarına harçlık vermek bir yana, kendi ilaçlarını almak bile büyük bir yük haline geldi. Emekli kahvehanelerinde artık sohbetlerin konusu siyaset değil, 'bugün pazardan ne alabileceğiz' sorusu.
Asgari ücretle çalışan milyonlarca insan, ay sonunu getirmek için borçlanıyor. Kredi kartları, bankaların değil halkın can simidi olmuş durumda. Ancak bu simit, her geçen gün daha da ağırlaşıyor. Dar gelirli aileler, çocuklarının eğitiminden kısmak zorunda kalıyor; gençler gelecek hayallerini değil, günü kurtarmayı düşünüyor.
Bir yanda bankaların rekor kârları, diğer yanda vatandaşın icra dosyalar. Bu tablo, ekonomik düzenin kimin için işlediğini açıkça gösteriyor. Krizin yükü, toplumun en kırılgan kesimlerine yıkılıyor. Emekli, işçi, dar gelirli. Hepsi aynı çarkın içinde eziliyor.
Bugün halkın beklentisi büyük reformlar değil; sadece insanca yaşamak. Sofrasına ekmek koyabilmek, kira derdinden kurtulmak, çocuklarına umut verebilmek..
Kriz, rakamlardan ibaret değil; insan hayatını doğrudan şekillendiren bir gerçek.
Yorum Yazın