Siyasi partiler içindeki çalkantılar başta kendi mensupları olmak üzere “Neler oluyor?” dedirtiyor. Net bir yorum getiremeyenler özellikle sanal medya yorumlarıyla hareket ediyorlar. Nihayetinde ise bu çalkantıdaki grupların başındakilerden kimi daha çok seviyor ve inanmak istiyorsa onun peşinden gidiyorlar.
Şimdiye kadar birçok parti bölündü. Başka konulardaki maharetleri tartışılabilir ancak parti bölmede nerede ise çeyrek asırdır iktidarda olan AKP’nin mahareti su götürmez.
MHP 2017’de bölünmüş İyi Parti kurulmuştur. Akabinde MHP 2018 Cumhur İttifakı ile adeta AKP’nin bir parçası haline gelmiştir. MHP artık AKP’nin topluma kabul ettiremeyeceği icraatlarının sözcüsü ve savunucusu olarak günah keçisi rolünü üstlenmiştir. Böylece AKP hep pürü pak kalmakta, seçim yenilgilerinde bile her zaman için kuruluş kodlarına dönmekten bahsedip yenilgilerini sıfırlayabilmektedir. Çünkü dönülemez/kabul edilemez kararların altında nihayetinde kendi imzaları olsa da günah keçisi her şeyi sırtlanmış, tüm kötülüklerin anası/babası ilan edilmiştir.
HÜDA PAR özellikle Kürt seçmeninin oyunu almaya talip, muhafazakâr olarak ortaya konulan bir parti olarak 2012’de kurulmuştur. HDP’nin oylarının bölünmesi ve Kürt seçmenin arayışlarına bir adres olması düşünülmüş, o da nihayetinde Cumhur İttifakına dahil olmuştur.
Gelecek Partisi 2019’da ve DEVA Partisi de 2020’de kurulmuştur. Ancak bu partilerin kurucu genel başkanları AKP’nin yöneticileri olduğu için toplum nezdinde fikirlere muhalefetten çok parti içi çekişmeden kaynaklı olarak kuruldukları yönünde bir algı söz konusudur. AKP döneminde altlarında imzaları olan icraatları sebebiyle halen yoğun eleştirilere muhatap olmaktadırlar. Her ne kadar Cumhur İttifakında yer almasalar da kadrolarının çoğunun eski AKP’li yöneticiler olması ve AKP’ye geçen milletvekilleri sebebi ile de ilk fırsatta AKP’ye geçecekleri/ destekleyecekleri gibi bir görüş hakimdir.
CHP ise şu anda gündemdeki en önemli siyasi konuların/tartışmaların başında gelmektedir. CHP’nin bölünmesi ve ikinci bir parti kurulması bekleniyor. Mutlak butlan gibi bir karar, yaşanan bu süreç ülkemiz için beklenmedik bir durum. Hele ki ana muhalefet partisinde bunların yaşanması siyasi partilerin kendini güvensiz hissetmelerine sebep oldu. Bu sebeple Kılıçdaroğlu’nun mutlak butlan kararı verilmesini haklı kılacak usulsüzlükleri bizatihi kendisinin açıklaması ve kabul etmesi bile kimsenin umurunda değil. Maalesef futbol takımı tutar gibi burada da taraf tutuluyor. Siyasi partiler de “ya benim de başıma gelirse” düşüncesiyle kayıtsız şartsız mutlak butlan kararının karşısında duruyorlar. Nihayetinde şu anki resmi genel başkanından nefret eden, hakaret eden bir CHP kitlesi söz konusu. İki grubun siyaseten tutumlarının da farklı olduğu ortaya konulmaya çalışılıyor. Son olarak dokunulmazlıkların kaldırılması konusundaki tutumları bu farklılıklarını belirgin şekilde gösterdi.
Siyasi çalkantıların müsebbibi, kaostan beslenip istikrar vaadi ile oy toplayan AKP de tabii ki boş durmuyor, bir taraftan pürü pak bir iktidar görünümü ortaya koymaya bir taraftan da milletvekilleri ve belediye başkanlarını bünyesine katmaya devam ediyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın 3. defa (bir çoğumuza göre 4. defa) seçilmesi için şimdiden çalışmalar yapılıyor.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 101/2. maddesine göre: “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir.”
Anayasa 116/3 maddesine göre: “Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi halinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.”
Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu 3. maddesine göre: “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir. Ancak Cumhurbaşkanının ikinci döneminde Meclis tarafından seçimlerin yenilenmesine karar verilmesi hâlinde, Cumhurbaşkanı bir defa daha aday olabilir.”
Anayasa 116/1 maddesine göre: “Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının beşte üç çoğunluğuyla seçimlerin yenilenmesine karar verebilir. Bu halde Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimi ile Cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır.”
Meclis üye tamsayısının en az beşte üç çoğunluğu olan 360 milletvekili (600 x 3/5=360) seçimlerin yenilenmesine yani erken seçime karar verebilir.
2023 genel seçimlerinde AKP’nin Meclisteki milletvekili sayısı 268 iken şu anda 16 milletvekilini saflarına katarak 277 sayısına ulaştılar. İyi Parti’den 8, Gelecek Partisi’nden 4, CHP’den 2, DEVA Partisi’nden 1, YRP’den 1 milletvekili artık AKP’de. Cumhur İttifakını desteklemiş olan partilerin Meclisteki şu anki sandalye sayısı 332 (AKP 277, MHP 46, HÜDA PAR 4, DSP 1, YRP 4). Seçimlerin yenilenmesi kararını hepsinin desteklediğini düşünürsek 28 milletvekilinin oyuna daha ihtiyaç var. Bu oyu milletvekili transferleri ile kapatma ihtimali olmakla birlikte asıl garantiye alan DEM’in oylarıdır. DEM’in şu anki milletvekili sayısı 56’dır. Yani tam da yarısının oyuna ihtiyaç var.
AKP’nin kendi seçmeninin memnuniyetsizliğine rağmen DEM’in taleplerini yerine getirmesi, barış süreci diye tüm teröristleri siyasetçi yapmaya çalışması, terörist başını kurucu önder/barış elçisi yapması üstüne üstlük “barış süreci ve siyasallaşma koordinatörü“ diye bir statü vererek resmi muhatap haline getirmek istemesi ve salıvermek için yasa çıkarmaya çalışmasının arkasında en başta BOP planları olmak üzere bu hesaplar da var. Bu ülkede olmaz denilen oldu ve terörist başına özgürlük için mitin izinleri verildi; mitinglerde devletimizin polisini, askerini şehit edenlere özgürlük naraları atanların güvenliği devletimizin polisi tarafından sağlandı. Halbuki bu ülkenin vatanını seven, ülkesine bağlı evlatlarına en masum talepleri için bile yeri gelip gösteri ve yürüyüş hakkı dahi verilmiyor, daha suç işlemeden potansiyel suçlu muamelesi yapılıp hukuki işlemler başlatılıyor. Suçlular masum, masumlar suçlu oldu. Kısacası köpekler serbest, taşlar bağlı.
AKP ve destekçilerinin meydanı boş bulup memleketin sahibiymiş gibi at koşturmalarını durdurabilecek sahte muhalefetler değil Milli Görüş’tür. Milli Görüşün tek temsilcisinin Saadet Partisi olduğunu söyleyen bizatihi Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızdır. Erbakan Hocamızın vefatından sonra her ne kadar kıymetli evlatlarınca YRP kurulmuşsa da izah ettiğimiz üzere parçalanan diğer görüş ve partilerdeki ilkesel ayrılıklar gibi Milli Görüşün temel esaslarında ayrılınan bir yön yoktur. Ülkemizin ve bölgemizin üstün yararı için Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisinin yaklaşmış olan bu seçim sürecinde bir araya gelerek güçlerini birleştirmesi gerekmektedir.
Ülkemizin bir yanlıştan diğerine sürüklenmesinin, renkleri dışında birbirinin aynısı olan iki kutuplu siyasetin hâkim kılınmasının, şimdiden gösterilen iki aday arasında seçim yapmaya zorlanmasının alternatifi Milli Görüş tarafından şimdiden ortaya konulmalıdır. Olağan seçim tarihine dahi sadece ve sadece 2 seneden az bir süre kaldığı unutulmamalıdır






















Yorum Yazın